MAK, bütün bu olayların sebebidir.
Milli Araştırmalar Komitesi (MAK), İshak Türkoğlu tarafından 19 Haziran 1966 tarihinde kuruldu. ABD 35. Başkanı John F. Kennedy’nin 60’lı yıllarda yaptığı konuşmalar ve işlediği şeffaflık politikası sayesinde dünya birçok komplo olarak görülen gizli organizasyonların varlığını daha da çok sorgular hale geldi. Kennedy’nin yaptığı gizli organizasyonları açığa çıkaran konuşmalar, gizli tarikatların gündeme gelmesi belli başlı gruplar tarafından hoş karşılanmadı. Bu, Kennedy’nin ölümüne sebep oldu.
ABD’nin bu politikasını yakından takip eden istihbarat uzmanı Türkoğlu, Türkiye Meclisine ülkenin güvenliğini ve gelişmesini sağlayacak bir takım organizasyonların kurulma planını sundu. Ancak bunun halka duyurulmamasını, belli bir kesim dışında bilinmesinin güvenliği tehdit edeceğini vurguladı. Bu plan Meclis tarafından oy çoğunluğula reddedildi. Ancak birçok gazeteci İshak Türkoğlu'nun bu teklifinden sonra mecliste eskisi kadar yer almadığına dikkat çekti. Türkoğlu'nun liderliğinde bu kurumun kurulduğu, meclisten habersiz veya meclisle tek yönlü gizli iletişim halinde faaliyetlerinin sürdürüldüğü speküle edildi.
Türkoğlu'nun mecliste sunduğu ve reddedilen "bu halktan habersiz olarak yapılmalı" konulu madde sanki kanun olarak onaylanmış gibi gelişti tüm olaylar. Bu, öyle bir komplo ki aksini delil olarak öne sürmek imkansız. MAK'ın kurulmamasını düşünmek adeta bir paradoks;
Meclisin bu kurumun kuruluşunu desteklediğini düşünelim. Türkoğlu'nun şartı bu kurumun halktan gizli olmasıydı. O zaman meclis neden MAK'ın kurulmasını kürsüde onaylasın? Onay neden Resmi Gazete'de yayınlansın? Halktan gizli olması gerekmiyor muydu? Tüm milletin gözü önünde kabul edilmesi saçmalık olurdu.
Tarihe baktığımzda meclis MAK'ın kurulmasını desteklemedi. Ancak eğer gerçekten reddedilseydi, Türkoğlu mecliste görevine devam ederdi, neden bu kadar devamsızlık yapsın? Neden kademe kademe halktan uzaklaşsın?
Neden Akıncılar Kazası gerçekleşsin?
Türkoğlu'nun kamuoyuna görünürlüğü seyrekleşti, mecliste arşivlenen son konuşması ise 1968 yılındaydı, ondan sonra bir daha kürsüde görülmedi. Milletvekilliği ise bir sonraki dönem düşürüldü.
Başlıkta MAK kısaltmasını açarken 3 kelime kullandım. Kurul, kurum ve komite. Bunun sebebi MAK'ın ne olduğunun belli olamaması. Arşivdeki tüm resmi yazılarda çoğunlukla MAK olarak geçiyor. Gayriresmi konuşmalarda ise hem kurul, hem kurum hem de komite kelimesi MAK'ı hitaben kullanılıyor. Şahsi görüşüm MAK'ın daha çok bir kurul olarak işlediği, bir çok farklı kurum ve kuruluşun birlikte çalışmasını sağlayan bir kurul veya komite olduğudur.
MAK'ın birçok alt kurumu bulunmakta.
MAK hakkındaki komplolardan biri de Türkiye'de görülen paranormal olayların yetkililer tarafından bastırılması ve üzerinin örtülmesidir. Birçok haberin ortak noktasına bakınca UFO gözlemleri, cin çarpması gibi paranormal olaylarda halkın gördüğü hasarın, maddi veya psikolojik olsun, "takım elbiseli, şık görünümlü, klas" sıfatlı insanlar tarafından tazmin edildiğini görüyoruz. Gidişattan tahmin edeceğiniz üzere, bu şık görünümlü insanlar MAK'ın saha ajanları.
Bizim görmemizi istedikleri ajanlar bunlar. Görünmeyen ajanlar da var. Bu ajanlar spesifik olarak Anormal İnceleme Merkezi (AİM) alt kuruluşlarında çoğunlukla faaliyet gösteriyorlar.
AİM, adından da anlaşılacağı gibi anormal olayları ve varlıkları inceleyen bir kurum veya kurumlar bütünü. Elde ettiğim verilere göre MAK'ta olduğu gibi bu kurumda da geniş bürokratik bir sistem bulunmakta. MAK'ın aktivitelerinin bizi ilgilendiren büyük bir kısmı bu kurum adı altında gerçekleşiyor.
AİM ve bunun gibi diğer alt kurumlar çoğaldıkça saha aktivitelerinin organize edilmesiyle birlikte MAK, bu kurumların bir bütün içinde çalışması görevini üstleniyor. İlk başta yönetimi sıkı tutan bu kurum işleri yürütmede gayet başarılı olsa zaman ilerledikçe otoritesini kaybetmiş olmalı ki bazı olaylar gizliliğini kaybetmeye başlıyor, araştırmacı halkın şüpheleri daha da artıyor.
MAK'ın hali hazırda şüphe edilen varlığı Akıncılar Kazasıyla kanıtlanmış oldu. Kanıtlanan başka bir şey daha var ki artık MAK diye bir otoritenin kalmadığı, başıboş gizli kurumların faaliyetlerini birbirinden habersiz ve bağımsız olarak sürdürdüğü. Bu kadar uzun süre bir nebze de MAK'sız barışın korunmuş olması büyük bir başarıdır benim gözümde.